Sûreler ve hûriler
08 Şubat 2009
“Hûriler Rahmân sûresinde var,” deniyor. Neresinde? Buyurun, birlikte bakalım.
“Hûriler Rahmân sûresinde var,” deniyor. Neresinde? Buyurun, birlikte bakalım.
Osmanlı halifesi: “Ben Allah’ın gölgesiyim -zıllullah.” Firavun: “Ben sizin ulu rabbinizim - rabbikumu’l a’lâ.” (79:24). Aralarında fark olarak ne var?
Nisâ 34’teki “Vellétî tehâfûne NUŞÛZ ehunne vadrib ûhun” mevcut meallere göre “DİK KAFALILIK etmesinden korktuğunuz kadınları dövün!” anlamına geliyor. Bu meal doğru mu, yanlış mı? Diyanet’in düzenlediği bir toplantıda 100′ü aşkın ilahiyat ilgilisi bunu müzakere etmişler. Toplantının “Sonuç Bildirgesi“nde şöyle deniyor (Karar no 22):
Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gün yazdığı üzere Allah’ın ındinde “ŞeHR”lerin “ıddet”i on ikidir (9:36). Ama KAMERÎ takvimciler bunu “ay”ların “aded”i on ikidir diye çarpıtıp uygulattıkları için yüz yıllardır amansız zulümler yapılıyor Allah adına. Oysa Allah asla zulmetmez; insanlara kendileri zulmeder (10:44).
Yüce Allah Ahzab 52’de Hz Muhammed’e seslenerek şöyle diyor: “Kadınlar artık sana helal değil. Onları güzel bulsan bile eşlerinle değiştirmen de.” Görüldüğü gibi bundan sonra Hz Peygamber’in, bir eşini bırakıp onun yerine başka bir kadınla evlenmesi de HARAM. Neden?
“Bir de harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz CARİYELER müstesna, evli kadınlarla evelenmeniz size haram kılındı.” (S Ateş, Diyanet, Elmalılı, Mevdudi). Nisâ 24′e, CARİYELER de işin içine katılarak, verilen meal bu. Doğru olması mümkün mü bu mealin?
İddia edilir ki Yûsuf Peygamber’in on ağabeyi kötü çocuklardı; kötülük yapmaya ve yalan söylemeye eğilimli idiler. (Bkz. Haluk Nurbaki, Sûre-i Yûsuf Yorumu*). Oysa kıssa bunun tam aksini söylüyor.
Hz Muhammed’in Hz Zeyneb’i eş almasıyla ilgili olarak ateistler ve “BEŞERî şeriat”ı din edinenler ağız birliği içinde “Uçkur davasıydı o!” diyorlar. Ama uydurdukları gerekçeler ayrı.
Kuran’da “İni’l hukmu illa lillah” buyuran Allah’ın bu sözünü EMÎR yani DEVLETİN YÖNETİMİ ALLAH’INDIR diye çarpıtanların ilki Haricîlerdi. O yüzden “Ali kafir oldu!” dediler ve onu bir sabah namaza giderken öldürdüler. (Kaynak: Taha Akyol, HARİCİLER VE HİZBULLAH)
“Hırsızın elini kesin!” buyuran Mâide 38’in anlamı şu üç seçenekten yalnızca biri olabilir: hırsızın (1)elini kesip atın, (2)elini çizin, (3)kendi varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini kesin. Doğru olan hangisi?
Namaz nasıl kılınır? Kaç rekattır? Bir günde kaç vakittir? Namazın hangi nitelikte olması ve hangi yararları sağlaması gerekir? Ayetlere bakalım.
Kuran’da, benim bildiğim, “Evlat edinin!” ya da “Edinmeyin! denmiyor ama, mealen, “Başkalarının çocuğunu siz kendi evladınız saydınız diye Allah sizin evladınız yapıvermez,” deniyor (33:4). “Onları babalarının adıyla çağırın; Allah için adil olan budur. Babalarını bilmiyorsanız onlar sizin din kardeşleriniz, dostlarınız .” (33:5).
Her ne kadar gelenekçi ulema, örneğin Mevdudi, “mirasın pay edilmesinde ilk önemli kural erkeğin hakkının kadınınkinin iki katı olmasıdır” diyorsa da bu doğru değil. Çünkü kurallar değişmez; oysa 1’e 2 değişiyor.
Bir iddiaya göre, Kuran’daki EL-BEYT Kâbe mâbe değil, “Allah’ın sistemi“dir. İnandırıcı mı bu?
Mekke ve Medine’de sürekli ettiğim dua: Rabbim! Hac görevimi yaparken ALLAH BİR ilkesini esas aldım. İlk Müslümanların heyecanını yerinde anlamaya çalışıyorum ki onlar gibi davranma gücünü kendimde toplayayım.
“İlahiyat bilginleri niye konuşmuyor?” deniyordu ya; övgü Allaha, biri sonunda konuştu. Diyanet İşleri eski başkanı profesör doktor Süleyman Ateş 17 Şubat 2008 tarihli VATAN gazetesindeki yazısında diyor ki:
Ailem Somali çölünde hayvancılıkla geçinen bir kabileydi. O yüzden çocukluğum doğal görüntüler, sesler ve doğal kokular içinde gecti. Büyük tad aldım.